6 Temmuz 2015 Pazartesi

Sağlıksız Besleniyorsun Arkadaşım

Merhaba;

                Standart sıradan bir insanın hayatını ele alalım, sabah en geç 7.00'da ayakta olmak zorunda, evde kahvaltı edebilirse ne mutlu ama muhtemelen edemeyecek, saat 8.30 da en geç işyerinde işinin başında, elinde dünyanın en dandik margariniyle yapılmış poğaçası, böreği, yemeyin şu zıkkımı kuru ekmek yiyin daha iyi.

12.30'da öğle arası yine dünyanın en dandik öğlen yemeği, neden çünkü Türkiye'de insanlar bir restoranda lezzete önem veriyor hammaddede kalite aramıyor. 

Mesela sen hafif kilolu kız o yediğin salatanın malzemeleri doğru düzgün yıkanmadı, muhtemelen pazarcının canlı görünsün diye ıslattığı sudan başka su da görmedi. 

Sen protein için et yiyen delikanlı; o yediğin kebapların etten ibaret olanları sağlıksız koşularda muhafaza edildi ve sağlıksız şekilde pişirildi, kıyma içerikli olanların içinde dana eti bulmak zaten imkansıza yakın, yediğin adanaya lezzetini veren tavuk ibiğidir belkide kim bilir.

Sen tavuk şinitzel yiyen plaza kızı; sen sen sana diyorum o yediğin tavuk 45 günde kesime gidiyor yani henüz civcivken. Aldığı hormonlar ve ilaçlar sayesinde bedeni hızla büyürken aslında o kırlarda gezmek isteyen bir bebek. Bu arada o aldığı hormonları, ilaçları vucudundan atamadığı için sana da geçiyor. Mesela son 10 yılda insanımızın dertlerine antibiyotik deva olmuyor sırf bu yüzden.

Aferin yiyin böyle çocuklarınızada yedirin ne idüğü belirsiz hamburgerler,etler,tavuklar oh yiyin.Daha kaliteli yaşamak için köyden kente göçmüş ailelerin çocukları,torunları olarak kıçınızı yırtın ama daha dandik beslenin. Daha güzel yaşamak için çok çalışın ama kendinize vakit ayıramadığınız için hazır zehirler tüketin.

Dikkat edersen içecek konusuna hiç değinmedim henüz.

Aferin!

2 Temmuz 2015 Perşembe

Apartmanlarda Kaybolan Bir Nesil

Merhaba

Kimilerine göre binlerce kimilerine göre milyonlarca yıldır süregelen bir insanlık tarihi var ve 1900'lü yılların başına kadar insanlar dedelerimiz dedelerimizin dedeleri dikine değilde enine yapılarda yaşıyorlardı.

Hanginizin dedesi 1850 yılında apartmanda yaşıyordu?

Eee ne var bunda derseniz; apartman dairesinde yaşamak insanın doğasına aykırı bir durumdur. insan fıtratı gereği doğayla iç içe yaşamalıdır, nitekim insan doğa denen dev organizmanın bir parçasıdır.

1900'lü yılların başlarında küresel nüfus artışı, sanayileşme gibi sebeplerle köyden şehirlere göç hızlanmaya başladı, dolayısıyla insanın doğal ortamı olan kırlar, ormanlar, dağlar, giderek tenhalaştı ve boşaldı. şehire göçen yüzbinler mustakil yapılara sığmayarak 100 - 120 metrekare çok katlı apartman dairelerinde oturmaya başladı. İnsanın doğasına aykırı bu yapılar önce medeniyetin, sonra zenginliğin, şatafatın simgesi olarak günümüze kadar geldi.

Bir tavuk bildiğin yumurta tavuğu strese girmemesi için  en az 5 metrekare alana ihtiyaç duyar 3 metrekare alanın altı ölüm sınırıdır neredeyse, bir akvaryumda her balık için belirli bir miktar suya ihtiyaç vardır, mesela birçok köpek cinsi evde yaşamaya uygun değiller peki hayvanların yaşam alanlarına yapılacak bir müdahale onları strese, verimden düşmeye hatta öüme sevkediyorken insanın doğal hayatını terkedip 5 6 kişiyle 100 metrekare 4 duvarın arasına sıkışmasına ne demeli?

Nereden baksan aptallık, nereden baksan salaklık!

Çok büyük arazilere gerek olmadan; mesela 3 dönüm arazi içinde tüm sene boyunca yediğimiz her ürünü yetiştirebilir, kümes hayvanlarının tamamını besleyebilir 10 15 baş küçükbaş hayvanla hayvancılık yapabiliriz.(iklim şartlarının elverişli olduğunu varsayıyorum bu konu ilerde ayrıntılıca işlenecek)
Üstelik geleneksel yöntemlerle tüm bunları gerçekleştirirken hane nüfusundan iki kişinin çalışması yeterli olur, hemde senede 90 120 gün.
Çalışma derken bağda tarlada çalışma işte ek-çapala-topla.

3 dönümlük bir arazi üzerinde mantıklıca kurulacak bir mikro çiftlik 6 kişilik bir ailenin tüm erzak ihtiyacını hallettiği gibi bir de satmak için ciddi miktarlarda erzak bırakır geriye.

Peki bunlar ayrı bir başlık altında ilerleyen günlerde zaten irdelenecek konular ama o zamana kadar şu soruyu biraz olsun düşünün; hayat madem bu kadar kolay, neden günde 10 12 saat haftada 5 6 gün çalışıyoruz ve neden organik doğal hayatı bırakıp 100 metrekarelik dandik dairelerde kapana kısıldık?